23 NİSAN HATIRASI

Bu gün 23 Nisan yazı yazmamak olmaz. Bu fotoğraf benim çocukluğuma ait. Hamdullah Suphi İlkokulundan bir 23 Nisan hatırası. O zamanlar coşkuyla katılırdık okulumuzdaki törenlere. Kendimizle övünürdük. Marşlar çalınınca duruşumuz dikleşirdi. Ne büyük onur Türkiye’de çocuk olmak! Ne de olsa bizim bayramımızdı! Başka hangi ülkenin Çocuk Bayramı vardı? Hem Mustafa Kemal Atatürk sadece bize değil tüm dünya çocuklarına armağan etmişti bu güzel, anlamlı bayramı.

O nedenledir ki; Başka ülkelerden çocuklar da misafir edilirdi ülkemize. Gelen misafirleri isteyen öğrenciler bir kaç gün evlerinde ağırlardı. Benim de böyle bir anım var. Öğretmenimiz ortaokul birinci sınıftayken 23 Nisan için Polonya’dan çocukların misafir olarak okulumuza geleceğini, isteyen öğrencilerin ailelerinden izin alarak onları misafir edebileceğini söyledi. Ben parmak kaldırdım ve “Biz istiyoruz öğretmenim. Ben ailemle zaten konuşmuştum” dedim ve listeye adımı yazdırdım. Aslında konuşmamıştım. 🙂 Ancak ben çok istediğim için zaman zaman annemle aramızda bu konu geçerdi. Annem her defasında zenci çocuk gelirse neden olmasın diye benimle şakalaşırdı. Ben bildim bileli; annem  kara gözlü, kıvırcık saçlı çocukları çok sever.

Ertesi gün sabah annem beni tam okulun kapısında bıraktığında açtım konuyu. Ona okulumuza başka ülkelerden çocukların geleceğini, Öğretmenimizin kimlerin evinde misafir edebileceğini sorduğunda parmak kaldırdığımı, öğretmenin kendisini yarın okula beklediğini, Gelecek çocukların zenci olduğunu 🙂 söyleyerek indim arabadan. Annem sadece gülerek bakabildi arkamdan.

Neyse, kimseye söz hakkı bırakmamış olsam da herkes mutluydu. Misafirimiz gelmişti. Adı Anna’ydı. Ne güzel bir ismi vardı. Beline kadar inen sarı saçları, mavi gözleriyle beni kendisine hayran bırakıyordu. Tabi annemi de. Benden 4 yaş büyüktü. Evde doğru düzgün kimse İngilizce konuşamasa da o 15 gün bambaşkaydı hepimiz için. Anna Polonya’da konservatuvar öğrencisiydi Viyolonsel çalıyordu,hem de baya iyiydi. Akşamları bana viyolonsel  çalardı, o zamanlar ben de gitar kursuna gidiyordum. Ben de ona kendi öğrendiğim parçaları çalmaya çalışıyordum. Kültürel bir alışverişti bu ve biz bunu Atatürk’e borçluyduk. İkimizde bunun bilincindeydik.

Bir akşam saçlarını taramak istedim. (Aklıma geldikçe gülüyorum) O da izin verdi. Barbie bebeklerin saçlarını nasıl tarıyorsam öyle taradım saçlarını. 🙂 Unutulmaz bir 15 gündü  sadece benim için değil hepimiz için. Bir kaç kelime Türkçe öğrettim. “Merhaba, Günaydın, Nasılsınız?…” Bana göre o yıl  19 Mayıs Stadyumundaki en güzel 23 Nisan gösterisi onlarınkiydi. Bu konuda objektif olamayacağım. Adeta büyülendiğim bir 23 Nisan’dı.

Bugün içim buruk. Adalete olan inancımız derinden sarsıldı. Ülkemdeki şaibeli referandum sonuçları son kalan güven parçacığını da tamamen kırdı.  Biliyorum ki; bir daha hiç bir şey eskisi gibi olamayacak. Ne tadımız, Ne tuzumuz kaldı. Ancak umudu kaybedip vazgeçmek olmaz. Teşekkürler Atam  çocuklarına tanıdığın ayrıcalıklar için.

 


Yorum Yazın