İlk Yazı…

Dünya, bize güzellikleri, yenilikleri olduğu kadar bir takım zorlukları da beraberinde getiriyor. Teknoloji, bilim, sanat ilerlerken, hangimiz sevgi, saygı, hoşgörü, vicdan gibi değerlerin öneminin azalmadığını düşünebiliriz? “Her koyunun kendi bacağından asıldığı”  giderek bireyselleşen bir dünyanın içinde yaşıyoruz. Bizden tek başına mutlu olmamız, “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” mantığıyla hareket etmemiz isteniyor. Peki acaba bizim çocuklarımız için istediğimiz gelecek böyle bir gelecek mi? Başkalarının duygularını hiçe sayan, mutluluklarına ortak olamayan, üzüntülerini paylaşamayan çocuklar mı istediğimiz? Bu anlayışla beslenen çocuklar, ilerleyen zamanda kendi bindikleri dalı kesmek zorunda kalmazlar mı? Birlik ve beraberlik duygularına giderek daha fazla ihtiyaç duyulan  dünyamıza dil, din, ırk, cinsiyet ayırmayan, farklılıkları kendine bir tehdit unsuru olarak değil dünyanın zenginlikleri arasında gören çocuklar yetiştirmek değil mi istediğimiz?

Gelecek nesil bir yandan küreselleşmeyi kucaklarken, bir yandan yalnızlaşmadan toplumun bir parçası olduğunu kabul etmelidir. Bizler ise; merak eden, araştıran, sorgulayan, hoşgörülü, vicdanlı, saygılı, güven duygusu gelişmiş, çağın gerekliliklerini yakalayan, çevresinde olan olaylara karşı duyarlı, üretken, yenilikçi, estetik algısı gelişmiş bireyler yetiştirmek için elimizden ne geliyorsa yapmalıyız.

Ankara’da 9 yıllık öğretmenlik yaşantımda 300’ü aşkın çocukla çalışma imkânı buldum. Çocuklarla ilgili edindiğim tecrübeleri, çocuk yetiştirirken yaptığımız doğruları ve yanlışları, okulların durumlarını, meslektaşlarımın sistemle ilgili sıkıntılarını, çocukların hoşuna gidebilecek etkinlikleri ve insanı ilgilendiren daha pek çok şeyi burada paylaşmak istiyorum. Sizlerle birlikte daha da renklenip şekillenecek olan bloguma vereceğiniz destek için herkese şimdiden teşekkürü bir borç biliyorum. Sevgi ve saygılarımla…


Yorum Yazın